24 Temmuz 2008 Perşembe

Kredi kartı ücretleri ile ilgili Yargıtay Kararı

T.C. YARGITAY
13.Hukuk Dairesi

Esas: 2008/4345
Karar: 2008/6088
Karar Tarihi: 02.05.2008

ÖZET: Sözleşmenin davacı banka tarafından matbu, standart olarak hazırlanıp boş olan kısımların rakam, isim ve adresler yazılarak doldurulduğu, sözleşmenin on iki punto koyu siyah harflerle düzenlenmediği görülmektedir. Davacı, tüketici aleyhine olan ve tüketiciyi kart kullanımı ücreti adı altında bir külfete sokan sözleşme hükmünün tüketici ile ayrıca müzakere edilerek kararlaştırıldığını iddia ve ispat edememiştir. Sözleşmedeki kredi kartı üyelik ücreti alınacağına dair hükmün haksız şart olduğu kabul edilmelidir. Davacı bankanın sözleşme hükmüne dayalı olarak kredi kartı kullanıcısı davalıdan ücret istemesi olanaklı değildir. Tüketici Sorunları Hakem Heyeti kararının iptali istemi ile açılan davanın reddine karar verilmesi gerekir.

(5464 S. K. m. 24) (4077 S. K. m. 6, 31) (Tüketici Sözleşmelerindeki Haksız Şartlar Hakkında Yönetmelik m. 7)

Dava: Taraflar arasındaki satıcının hakem kurulu kararına itirazı davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca Kanun yararına bozulması istenilmekle dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.

Karar: Davacı banka, kredi kartı kullanıcısı olan davalının Tüketici Sorunları Hakem Heyetine başvurusu üzerine, bankaca kredi kartı sözleşmesine göre hesabından kesilen yıllık 30 YTL üyelik ücretinin iadesine karar verildiğini, halbu ki, bu ücretin alınacağının sözleşme ile kararlaştırıldığı gibi, ücretin verilen ticari hizmetin karşılığı olup, yasaya aykırı olmadığını ileri sürerek, Zonguldak Tüketici Sorunları Hakem Heyeti Başkanlığı’nın 14.5.2007 tarih ve 2007/158 sayılı kararının iptalini istemiştir.

Davalı davanın reddini savunmuştur.

Mahkemece, taraflar arasında düzenlenen kredi kartı üyelik sözleşmesine göre, hizmet karşılığı olduğu, tahsil edilen üyelik ücretinin yasal olduğu, gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiş; miktar itibarı ile kesin olan hüküm Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından kanun yararına temyiz edilmiştir.

Dava, davacı banka tarafından kredi kartı kullanıcısı olan davalıdan tahsil edilen kredi kartı üyelik ücretinin, davalı başvurusu üzerine davacı bankadan alınmasına dair Zonguldak Tüketici Sorunları Hakem Heyeti kararının iptaline ilişkindir. Taraflar arasındaki uyuşmazlık yasal düzenlemelere ve aralarındaki sözleşme hükümlerine göre bankanın kredi kartı kullanıcısından kullanım karşılığı yıllık ücret isteyip, isteyemeyeceği hususunda toplanmaktadır. Uyuşmazlığın çözümü için bu konudaki yasal düzenlemeler ile tarafların arasındaki sözleşme hükümlerinin incelenmesi gerekir.

5464 Sayılı Banka Kartları ve Kredi Kartları Kanununun sözleşme şekli genel işlem şartları başlıklı 6. bölümdeki 24. maddesinin 1. fıkrası hükmünü, aynı maddenin 4. fırkasının son cümlesi hükmünü getirmiştir.

4077 Sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun’un 4822 Sayılı Kanunla değişik 6. maddesi ile sözleşmelerdeki haksız şart düzenlenmiş ve hükmü, yine 4077 Sayılı Kanunun değişik 6 ve 31 maddelerine dayanılarak hazırlanan Tüketici Sözleşmelerindeki Haksız Şartlar Hakkında Yönetmeliğin 7. maddesinde hükmü getirilmiştir.

Taraflar arasındaki 22.12.1995 tarihli sözleşmenin 9. maddesinde kart kullanıcısından kart kullanım ücretinin alınacağı belirtilmiştir.

Yukarıda yapılan açıklamalar ışığında 22.12.1995 tarihli sözleşme incelendiğinde; sözleşmenin davacı banka tarafından matbu, standart olarak hazırlanıp boş olan kısımların rakam, isim ve adresler yazılarak doldurulduğu, sözleşmenin on iki punto koyu siyah harflerle düzenlenmediği görülmektedir. Davacı, tüketici aleyhine olan ve tüketiciyi kart kullanımı ücreti adı altında bir külfete sokan sözleşme hükmünün tüketici ile ayrıca müzakere edilerek kararlaştırıldığını iddia ve ispat edememiştir. Böyle olunca sözleşmedeki kredi kartı üyelik ücreti alınacağına dair hükmün açıklanan yasa ve yönetmelik hükümleri karşısında haksız şart olduğu kabul edilmelidir. Dolayısıyla davacı bankanın bu sözleşme hükmüne dayalı olarak kredi kartı kullanıcısı davalıdan ücret istemesi olanaklı değildir.

Bu durumda yasaya uygun olan, Zonguldak Tüketici Sorunları Hakem Heyeti kararının iptali istemi ile açılan davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yukarda açıklanan hususlar gözetilmeden davanın kabulü usul ve yasaya aykırı olup hükmün bozulması gerekir.

Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle Yargıtay Cumhuriyet başsavcılığının HUMK'nun 427/6. maddesine dayalı kanun yararına bozma isteğinin kabulü ile hükmün sonucuna etkili olmamak üzere BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde iadesine, 02.05.2008 gününde oybirliği ile karar verildi.

2008 Yılı İdari Yargılama Usulü Kanunu Parasal Sınırlar

Tam Yargı Davalarında Duruşma Talep Etme Sınırı

6.820 YTL ÜZERİ

Vergi Davalarında Duruşma Talep Etme Sınır

Mahkemece re’sen duruşma yapılmasına karar verilirken sınıra bakılmaz.

6.820 YTL ÜZERİ

Tek Hakimle Görülebilecek Dava Sınırı

6.820 YTL’YE KADAR

İtiraz Edilebilecek Kararlar

6.820 YTL’YE KADAR

Temyiz Edilebilecek Kararlar

6.820 YTL ÜZERİ

22 Temmuz 2008 Salı

Ankara bir değerini kaybediyor...

Galeri Kültür Kapanıyor. Burası babamın beni elimden tutarak ilk boyama ve hikaye kitaplarımı almaya götürdüğü, dünya klasiklerimi, şiir kitaplarımı neredeyse kütüphanemin yarısını aldığım yer. Dersaneye giderken kalemimi silgimi almak bahanesiyle uğradığım bir kitap alarak çıktığım yer. Varlığına öyle alışmıştım ki hep varolacak sanırdım. Bugün kapısındaki kapatıyoruz yazısını görünce öylece dakikalarca kapısının karşısında dikilip seyrettim. Neden kapandığını uzun uzun anlatmaya gerek yok resim oldukça anlamlı bir şekilde anlatıyor...

21 Temmuz 2008 Pazartesi

Şeffaf Baro Yönetimine En İyi Örnek: Ankara Barosu

Ankara Barosu mali açıdan şeffaflığı benimseyen baro olarak Türkiye 'deki öncülüğünü sürdürmeye devam etmektedir. Düzenli aralıklarla internet sitesinden ve adliye panolarında yaptığı ilanlar ile dönemsel gelir gider ve kasa durumunu doğrudan sorumlu olduğu meslektaşları ile paylaşmakta ve incelemelerine sunmaktadır.

Diğer barolarda örneğine rastlanmayan bu yaklaşım sayesinde, baronun mali denetimi sadece denetim kuruluna değil, tüm baro üyelerine de tevdi edilmiş olmaktadır.

Teknoloji üstünlüğü ile Avrupa Barolarına teknoloji ihraç eden Ankara Barosu 'nun şeffaflık anlayışının tüm Türkiye Barolarına örnek olmasını diliyorum.

18 Temmuz 2008 Cuma

Seçim İftiralarından Seçmeler :)

Ankara Barosu Demokratik Sol Avukatlar Ön Seçiminde yoğun bir çekişme yaşandı. Sn. Vedat Ahsen Çosar 'ın listesinde yer alan ben Şamil Demir, ayrıca Sönmez Ahi arkadaşıma ve bizzat Ahsen Coşar için, "ne kadar oy kaybettirebilirsek" hesabıyla, insafsızca bunlar "fetullahçı", Vedat Ahsen listesine iki tane "fetullahçı" almış gibi dedikodular yayılmaya çalışıldı.

Seçim sonucundan kimsenin bu safsataları ciddiye almadığı ortaya çıkmakla birlikte, hayatımda şimdiye kadar hiç önemsemediğim ve üzerime atılsa da bulaşmayacak olan bu "fetullahçılık" sıfatını da merak ettim :) Google a girip fetullahçılık şeklinde yaptığım aramada ilginç bir tanım ile kaşılaştım. Okuduğumda listemizdeki hiç kimsenin bu tanıma uymadığıını rahatlıkla söyleyebilirim :) Kötü söz sahibine aittir...

http://www.uludagsozluk.com/k/fethullahcilik/ dizininde yapılan tanım şöyleydi:

Amerika nın utah eyaletinden islam ın haysiyetini yükseltme(!) misyonunu yüklenen, -sanki milletimiz 1000 yıldır müslüman değilmişte dinini öğrenmek için böyle emperyalizm uşaklarına gerek varmış gibi- mr. fethullah gülen in izinden gitme, ona benliğiyle, kalbiyle, ruhuyla bağlanma durumu. çeşit çeşittir efendim bunlar. kimisi örneğin bir atilla yayla gibi özgürlük ve demokrasi savaşçısıdır. kimisi muhsin yazıcıoğlu gibi bir vatan kurtaran asker, en büyük milliyetçi( ?) bir ''PAtriot''tur. çoğu akp'yi destekler. söz konusu adı geçenin cia desteğiyle açtığı okullarda türk bayrağı dalgalanmasını ve istiklal marşı okunmasını kendilerine övünç sayarlar ama türklükle, türkçülükle uzaktan yakından alakaları yoktur. sözgelimi şanlı türk ordusuna en iğrenç iftiraları bunlar atar. sinsi ve fethullah gülen in kimliğinde, görünüşte madur ama içten pazarlıklı oldukları için bütün yönetim kademelerinde, adliye de, mülkiye de örgütlenmeleri çok kolaydır. zira mevcut siyasal iktidarda en büyük destekçileridir. ağa babaları dev patronlar ve küresel sermayedir. eğitim alanında kadrolaşmaya çok büyük önem verirler. özellikle yükseköğretimin sadece bir yüksekokul seviyesinde yürütüldüğü bölgelerimizde bile öğrenci yurtları ve dershaneler açmaya özen gösterirler. ılımlı islam ideolojisinin ve büyük ortadoğu projesinin piyonlarıdırlar. türkiyemiz için en az bölücülük kadar büyük bir tehdit olan cemaatleşme ve mezhepsel ayrılıkları körüklerler. özellikle alevi yurttaşlarımıza karşı sinsice ve kin dolu tutumları vardır.

09 Temmuz 2008 Çarşamba

Avukatlık Nereye Gidiyor?

Ülkemizde nerdeyse her sektöre yaşanan durgunluk ve daralma avukatları da aynı ölçüde etkilemiş durumda. Zor hayat şartları, harcamalardaki kısıntılar ve ekonomik belirsizlik, kriz beklentileri avukatları da vurmuş durumda.

Mesleğin içinde olmayanlar kriz zamanı sizi zamanınız işleriniz açılıyor olmalı diyorlar. Ama durum sanılanın tam tersi. Meslektaşlarımdan haciz işlemi için gittikleri evlerde neredeyse insanlara yardım etme gereği duydukları yönünde ifadeler işitiyorum.

Ülkemiz daha önce krizler yaşadıysa, şu anda adı konulmak istenmeyen bu görülmemiş durgunluğun adı ne olmalı. Kriz dönemleri bile çalışkan sektörlerin atlatabildiği dönemlerdi. Şu günlerde yaşadığımız dönem ise, çalışmakla gösterilecek ekstra gayretlerle atlatılacak gibi görünmüyor. Meslektaşlarımım çoğu günü geçirme mücadelesi veriyor, beş avukat yetmiş metrekare büroda avukatlık yapmaya çalışıyor.


Gerekçe olarak avukat sayısı çok arttı deniyor. Evet avukat sayısının artmış olması da bir etken ama ülkemizdeki avukat sayısı nüfusa orantılandığında ülkemizde hala gelişmiş ülkelerdeki avukat sayısına göre farkedilebilir oranda az avukatın çalıştığını anlayabiliriz. Buradan da anlaşılacağı gibi sorunumuza teşhisi doğru koymalıyız. Fazla olan avukat sayısı değil, az olan, iş fırsatı ve kişi başına düşen gelirdir.

Ülkemiz ekonomik refaha kovuşmadıkça ne ekonomik ne de sosyal açıdan hakettiğimiz yere gelebileceğiz...
"Avukatlar Neden Mutsuzlar" başlıklı yazıyı okumak için tıklayınız.


01 Temmuz 2008 Salı

Kazandık, çocuklar gibi şendik...


Ankara Barosu Demokratik Sol Avukatlar grubu ön seçimini Vedat Ahsen Coşar kazandı. Oldukça çekişmeli gecen seçim sonunda Ahsen Coşar, en yakın rakibinden 500 oy daha fazla oy alarak Ankara Barosu Genel Kurulunda, demokratik sol avukatların başkan adayı oldu. Şeçim sonucu açıklandıktan sonra kısa bir açıklama yapan Ahsen Çoşar, DSA grubunda birlik beraberliğe dair mesajlar vererek kendisini destekleyen veya desteklemeyen bütün meslektaşlarına teşekkür etti.

28 Haziran 2008 Cumartesi

Ankara Barosu Başkan Adayı Ahsen Coşar'ın Önseçim Kokteyline 1000 kişiden fazla katılım oldu.




Demokratik Sol Avukatlar Grubu Başkan Aday Adayı Vedat Ahsen COŞAR için düzenlenen ön seçim öncesi kokteyli 27 Haziran Cuma günü Torch Cafe Bistro'da 1000 kişiyi aşkın bir katılımla gerçekleştirildi. Her yaştan meslektaşımızın katıldığı kokteylde samimi sohbetler eşliğinde yeni dönemden beklentiler ve projeler konuşuldu. COŞAR konuşmasında, yoğun ilgiyle kendisini destekleyen meslektaşlarına teşekkürlerini sundu.

Demokratik Sol Avukatlar Grubu Başkanlık Seçimi 01 Temmuz 2008 Salı Günü saat 10:00 ile 19:00 arasında Kurtuluş Parkı içerisindeki Vedat Dalokay Nikah Salonunda yapılacaktır.


17 Haziran 2008 Salı

Rüyada Avukat görmenin de anlamı varmış


Bir rüya tabirleri sözlüğüne göre rüyasında avukat gören kişi için şu açıklamalar yapılıyor:
  • Bir düşünceyi yahut durumu açıklamakta güçlük çekmeye, İçine düşülen sıkıntıdan kurtulmaya yahut herkesin borusunu öttüren ve sadece kendini düşünen insana delalet eder.İçinde bulunduğunuz durumda hareketlerinize dikkat etmelisiniz, Düşünmeden hareket ettiğiniz takdirde çok büyük zararlara karşılaşabilirsiniz demektir.
  • Rüyada avukat gören kimse gerçeği görmeyerek, yanılabilir. Avukat, gizlenen gerçek olarak yorumlanır.
  • Rüyada bir avukat yazihanesinde bulundugunu ve onunla konustugunu görmek, yeni girdigi bir iste basarili olamayacagina ve amirleri ile anlasmazliga düsecegine delalet eder.
  • Bir baska rivayete görede: Rüyada avukat görmek, Rüya sahibinin yeni bir ise baslamasina veya mlrasa sahip olmasina, bazi karisik islerinin çözümünde yakinlanndan yardim görmesine isaret eder.
  • Bazi tabirciler, yeni girdigi iste basanli olamiyacagina ve üstleri ile anlasmazliga düsecegine isaret eder, demislerdir.

13 Haziran 2008 Cuma

Ankara Barosu Başkanlık Seçimlerinde Somut Projeler Dikkat Çekiyor

Ankara Barosu Başkanlık Seçimlerinde "Somut Projeler" Dikkat Çekiyor. Demokratik Sol Avukatlar Grubu Başkan Adaylarından Av. Vedat Ahsen Coşar web sitesinde duyurduğu projeleriyle, geçmiş dönemlerde olduğu gibi Ankara Barosunun ve Adliyesinin çehresini değiştiren hizmetlerine devam edeceği yönünde kuvvetli bir izlenim veriyor.


Üçüncü dönem için Baro Başkanlığına adaylığını koyan Coşar, "beni görev sürem ile değil, performansımla değerlendirin, ben Baronun hizmetkarı olmak için adayım diyor" Kendisinin 3. dönem baro başkanlığına aday olma konusunda tek örnek olmadığını ifade eden Coşar, başkanlığın kendisine veraset ile geçmediğini 2. kez seçenlerin verdiği şevk ile adaylığını açıkladığını ifade ediyor.

Demokratik Sol Avukatlar Grubunda Baro Organlarına Adaylıklar Başladı

Ankara Barosu Başkanlık seçimi nedeniyle; Demoktarik Sol Avukatlar Grubu Seçim Kurulu bir duyuru yayınlayarak Baro organları ve TBB delegasyonuna aday olacakların 18.06.2008 saat 17.00 a kadar Av. Erkin Kaya, Av. U: Uzer, Av. B. Bilecen 'e başvurmaları gerektiği bildirildi.

30 Mayıs 2008 Cuma

İngiltere' de bütün internet iletişimi "kayıt" altına alınacak...

Suç ve terörü kontrol altına alabilmek için, kişilerin internette yaptığı tüm konuşmalar, kayıt altına alınacak.
İngiltere son derece ilginç olan bu sistemin tam olarak kurulabilmesini başarılabilirse, suçluların teknolojik aletler aracılığıyla her iletişime geçişi bir ipucu olarak hanelerine yazılacak.
Hükümetin oluşturacağı bu sistemle kişilerin yaptığı tüm konuşmalar, internet başında geçiririlen zaman ve süre ve e-posta yazışmaları kayıt altına alınabilecek.
Bu yeni sistem İnternet servis sağlayıcıları ve telekom şirketleri aracılığıyla gerçekleşecek. Kişinin son 12 aya kadar yaptığı tüm işlemler kontrol altında tutulabilecek. Eğer mahkeme izin verirse de, tüm güvenlik birimleri bu çok kişisel bilgilere ulaşabilecek.
Öneri kabul edildiğinde İngiliz toplumu adeta ‘Biri Bizi gözetliyor’ modeli bir toplum yapısına bürünecek. Yani bir anlamda televizyonda yarışan o çok merak ettiğimiz hayatların başına gelen herkesin başına gelecek. İngiliz halkı her dakika gözetlenecek. Projenin ikinci aşaması daha da geniş bir veritabanı oluşturmayı hedefliyor. Kimlik kartı numaralarını öğrenmeye kadar oldukça detaylı bilgiler bu veritabanında tutulabilecek. Hükümetin bu kadar veriyi nasıl saklayacağı gerçekten ilgi uyandırabilecek bir konu. İngiltere’de geçen yıl yapılan bir araştırmada günde 57 milyar yazılı mesaj, 3 milyar civarında da e-posta gönderildiği ortaya çıktı.
e-kolay.net

Bana müvekkilini söyle...


Bu Pazar NTV Belgesel Kuşağı’nda Fransız yönetmen Schroeder’in bol ödüllü filmi “Terörün Avukatı” ekrana geliyor. Terörün Avukatı Pol Pot, Mao, Milosevic ve Saddam Hüseyin gibi kötü şöhretli liderlerin arkadaşı ve avukatı olan Vergès’i anlatıyor.

Cannes’da, “Belirli Bir Bakış” bölümünde gösterilen belgesel film, Pol Pot, Mao, Slobodan Milosevic ve Saddam Hüseyin gibi İkinci Dünya Savaşı sonrası dönemin en kötü şöhretli figürlerinden bazılarıyla arkadaşlık etmiş ve onları müdafaa etmiş “Vergès”in kışkırtıcı bir portresini gözler önüne seriyor.Belgeselde Çakal Carlos ve Magdalena Kopp gibi tanınmış teröristlerin yanı sıra Nazi canavarı Klaus Barbie’yi müdafaa eden ve sıradışı bir ceza avukatı olan Jacques Vergès insani sefaleti istismar eden ahlâksız bir çıkarcı mı, yoksa insanlık onurunun cesur bir savunucusu mu? sorularına yanıt aranıyor.Bugüne dek farklı türlerde filmlerini izlediğimiz Barbet Schroeder’in yönettiği belgesel 2007’de Fransa’nın Oscar’ı olarak bilinen César Ödülü’nü ve 2008’de Étoile d’Or ödülünü almıştı.

  • İstanbul Film Festivali “NTV Belgesel Kuşağı”
  • TERÖRÜN AVUKATI - DE LA TERREUR
  • Pazar 21.00 - NTV
  • Yönetmen: Barbet Schroeder Yapım: 2007- Fransa

29 Mayıs 2008 Perşembe

2008 Yılı HUMK ve İİK Parasal Sınırları



  • Sulh/Asliye Hukuk Görev Sınırı 6.330 YTL
  • Tanıkla İspat Sınırı 490 YTL
  • Temyiz Sınırı 1.250 YTL
  • Temyizde Duruşma Sınırı 12.680 YTL

  • Karar Düzeltme Sınırı 7.600 YTL
  • Tüketici Hakem Heyetine Zorunlu Başvuru Sınırı 827.05 YTL
  • İcra Mahkemesi Temyiz Sınırı 3.600 YTL


Mahkemelere Göre Temyiz Süreleri


  • Asliye Hukuk Mahkemesi 15 gün (Tebliğden itibaren)
  • Sulh Hukuk Mahkemesi 8 gün (Tebliğden itibaren)
  • İş Mahkemesi 8 gün (Tefhimden itibaren)
  • Ceza Mahkemesi 7 gün (Tefhimden itibaren)
  • İcra Mahkemesi (Hukuk) 10 gün (Tefhimden itibaren) ,,
  • İcra Mahkemesi (Ceza) 7 gün (Tefhimden itibaren)
  • İdare Mahkemesi, Vergi Mahkemesi, Danıştay 30 gün
  • Kadastro Mahkemesi 15 gün
    Tüketici Mahkemeleri 15 Gün (Tebliğden İtibaren)
  • Temyiz isteminin Reddine İlişkin Mahkeme Kararları 7 gün

    TEMYİZE CEVAP SÜRELERİ
  • Asliye Hukuk - Sulh Hukuk Mahkemeleri 10 gün
  • Ceza Mahkemesi 7 gün
  • İdare Mahkemesi, Vergi Mahkemesi, Danıştay 30 gün
  • NOT: 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 177. maddesi uyarınca süre bitimlerinin adli tatile denk gelmesi durumunda bu süreler ayrıca karar vermeye gerek olmaksızın tatilin bittiği günden itibaren yedi gün uzatılmış kabul edilir.
  • NOT: 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 331. maddesi uyarınca adli tatile rastlayan süreler işlemez. Bu süreler tatilin bittiği günden itibaren üç gün uzatılmış sayılır.

Sigara Yasağı ile Birlikte Adliyenin Havası Değişti...

Türkiye'nin en büyük Adliyelerinden birisi olan Ankara Adliyesinde sigara yasağının uygulanması ile birlikte nefes almak kolaylaştı. Çalışmaların yoğunlaştığı icra daireleri ve sigara yasağının yoğunlukla ihlal edildiği Baro koridorunda da sigara içilmediği ve gerek adliye çalışanlarının gerekse avukatların yasağa uyduğu gözlemlendi.

28 Mayıs 2008 Çarşamba

Telif Hakları Türkiye 'de Yok Hükmünde...

Sahte ve yazarıyla yapılan sözleşmeden fazla sayıda basılan kitaplar, korsan cd ler dvd ler, hepimizin bilgisayarında yüklü bulunan Lime Wire, Bear Share, Ares... her gün rahatlıkla ulaşabileceğimiz telih hakları ile korunan ürünler...

Bahsettiğim bu ürünleri alırken, kendimizi savunurken çoğunlukla kitap, dvd, ve diğer ürünlerin pahalı olmasından yakınırız. Ya da yaptığımızda hiçbir yanlışlık görmeyerek, bu ürünler hayatımızın doğal bir parçası olarak kabul edip, "ucuzu varken pahalısını neden alayım ki" deyiveririz.

Peki ülkemizde kitap, cd, dvd neden pahalı... Okuduklarımdan, korsan maliyetinin de ürün satış fiyatına eklendiğini ve bu şekilde fiyat tespit edildiğini öğrenmekteyim. Yani korsan ürün almayıp kanunlara sadık kalanlar, korsan nedeniyle katlanılan kayıpları da ödemek zorunda kalıyorlar. Bahsettiğim bu durum her geçen gün olağanlaşıyor ve aynı şekilde devam ediyor, her geçen gün alışkanlığa dönüşüyor.

Kaliteli müzik dinleyememekten şikayet etmiyor muyuz? Bu durum ülkemizde besteci, yapımcı olmamasından ya da artık üretememelerinden kaynaklanmıyor. Artık yapımcılar yeni projelere girişmeye cesaret edemiyor. Çünkü nasıl oluyorsa daha ürünün dağıtımı yapılmadan Lime Wire de paylaşılmaya başlıyor.

Amerika Birleşik Devletlerinde korsan cd/dvd üretme ve satmanın federal bir suç olup, ağır cezaları olan ve doğrudan FBI tarafından soruşturulan bir suç olduğunu düşünürsek. Ülkemizde sinemaların yanında bile satılan dvd ler durumumuz hakkında intiba verebilecek nitelikte...

Mükemmel ve en son gelişmeleri içeren yasalarımız var ya da olduğunu farzedelim. Ama henüz bu suçlar bizim vicdanımızda ve zihnimizde suç olarak kabul görmemişse ...

27 Mayıs 2008 Salı

Vedat Ahsen Coşar Ankara Barosu Başkan Adaylığını Açıkladı.


Bugün Ankara Barosu Üyelerine SMS yollararak Ankara Barosu Başkan adaylığını açıklayan Vedat Ahsen Coşar, http://www.ahsencosar.net/ adlı sitede, geçmiş dönem faaliyetleri ile projelerini duyuruyor. Projeleri ile dikkat çeken Coşar sitesinde eleştirilere de cevap veriyor.
Hedef ve Projelerini Şöyle Listeliyor:
  • İnsan kaynağımızın ve gücümüzün yetkinleştirilmesi amacıyla özel hukukun yeni ve değişik disiplinleri üzerine başlatılan sertifikalı meslek içi eğitim programlarının geliştirilmesi, yaygınlaştırılması, kurumsallaştırılması,
  • Halen başarıyla sürdürülen yabancı dil eğitiminin, yurt dışından yeni çözüm ortaklarıyla zenginleştirilmek suretiyle geliştirilmesi ve kurumsallaştırılması,
  • Ankara Barosu Avukatlık Akademisi’nin meslek içi eğitim amaçlı klinik derslerle yürütülen ve yüksek lisans veren bir kurum statüsüne kavuşturulması,
  • Bu yıl ilki yapılan “Stajyerler Kurultayı”nın bir sonraki dönemde “Uluslararası Stajyerler Kurultayı” olarak yapılması ve bu kurultayın hem gelenekselleştirilmesi ve hem de kurumsallaştırılması,
  • Kredi Garanti Fonu’nun kefaletiyle ve leasing yoluyla mesleğe yeni başlayanlara, meslek yaşı 1-5 yaş arası olanlara 25.000.-YTL’sına kadar kefilsiz ve teminatsız, 25.000 ile 50.000.-YTL arasındaki tutarlar için teminatlı, kredi kullanacak olan meslektaşımızın kendi bütçesine göre geri ödemeli ve düşük faizli, mobilya, bilgisayar vs. gibi donanımları karşılamak için mesleğe başlangıç kredisi verilmesi,
  • Baromuzda “İnsan Kaynakları Merkezi”nin kurulması, bu Merkez aracılığıyla halen Baromuz web sitesi üzerinden yürütülmekte olan “Stajyer Arayan Avukat”, “Avukat Arayan Stajyer”, “Avukat Arayan Avukat”, “Ortak Arayan Avukat”, “Katip/Sekreter Arayan Avukat”, “Avukat Arayan Sekreter/Katip” sistemlerinin kariyer esası üzerine kurulu olarak profesyonel biçimde örgütlenmek suretiyle yürütülmesi,
  • Oluşturulacak “TBB Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi Üzerinden İş Takip Edecek Avukatlar Kütüğü” aracılığıyla, bu kütüğe kayıt olacak avukatlardan hizmet talep edilmesi, talebin artırılması için bu sistemin baro tarafından kamuoyuna tanıtılması,
  • Gereksinim duyan yurttaşlara ücreti karşılığında hukuki danışmanlık hizmeti verecek bir “Hukuk Kliniği” kurulması, bu kliniğin internet üzerinden de servis yapmasının sağlanması, elde edilecek gelirin hizmet veren meslektaşlarımıza verdikleri hizmet oranında dağıtılması,
  • Halen yürütülmekte olan başka bir avukatın yanında ücretli olarak çalışan avukatların haklarının korunması, çalışma koşullarının iyileştirilmesi, bu konuda standart tespit çalışması yapılması yönündeki çalışmaların tamamlanarak TBB’den bu konuda yönerge çıkartmasının istenilmesi,
  • Baroya ait tüm birimlerin aynı çatı altında toplanmasının sağlanması amacıyla, Ihlamur Sokak No:1 Sıhhiye adresinde bulunan ve mülkiyeti ABAYS’a ait olup, yakında tahliye edilecek olan Baro Han’ın tamamının Ankara Barosu tarafından kiralanması, Necatibey Caddesi No:51’deki dairelerin boşaltılması, halen bu yerde bulunan Adli Yardım’ın, Dil Merkezi’nin, Bilgi ve Belge Merkezi’nin İnsan Hakları Merkezi ile diğer kurulların Baro Han’a yerleştirilmesi, Baro Han’ın altındaki stajyer dersliklerinin üst katlara taşınması, çatı/roof katında restoran-pub açılması, bir katın oyun ve dinlenme salonu olarak ayrılıp tefriş edilmesi, ihtiyaç duyulacak başkaca birimlere yer verilmesi, binanın bütün bu amaçlara hizmet edecek biçimde projelendirilerek tadil edilmesi,
  • Karar alma süreçlerinin demokratik biçimde yürütülmesi, bugüne kadar uygulanan katılımcı uygulama ve anlayışın geliştirilmesi, dayanışmanın artırılması, eleştirilerden yararlanılması amacıyla “Baro Meclisi” oluşturulması ve bu meclisin her üç ayda bir toplanmasının sağlanarak işlevsel kılınması,
  • Üçer aylık dönemler halinde önemli hukuksal gelişmelerin değerlendirildiği, Baro Yönetim Kurulu ile Baro Kurullarının çalışmalarının “Baro E-Bülten” halinde yayınlanması ve bu suretle Baro çalışmalarının üyelerimize elektronik ortamda ulaştırılmasının ve bunların interaktif biçimde değerlendirilmesinin sağlanması,
  • Süreli veya süresiz tüm Baro yayınlarının bütünlüğünün ve ayırt edici özelliğinin sağlanması, yayın konseptinin oluşturulması amacıyla “Profesyonel Yayın Kurulu” oluşturulması,
  • Genel Sağlık Sigortası’nı tamamlayıcı sağlık yardım sisteminin oluşturulması yönünde başlatılan çalışmaların tamamlanması, ABAYS’ın bu çerçevede yeniden yapılandırılması,
    Özel ve Devlet hastaneleriyle yapılacak özel hizmet alım sözleşmeleriyle Baromuz üyelerine sağlık hizmeti desteği sağlanması,
  • Uygun bir katılım payı karşılığında yılda bir kez tüm meslektaşlarımıza check-up imkanı sağlanması,
  • Halen Ankara Adliye Sarayı içinde hizmet vermekte olan Ankara Barosu Tabip Odası’nın mevcut donanımlarının arttırılması, acil müdahalede bulunabilecek imkana kavuşturulması,
  • ABAYS üyelerine Genel Sağlık Sigortasını tamamlamak üzere alternatif sağlık desteği sağlanması amacıyla özel bir sağlık kuruluşuyla sağlık yardım anlaşması yapılması,
    Türkiye Barolar Birliği tarafından yapılan sağlık yardımı limitlerinin artırılması yönünde çalışma yapılması,
  • Stajyerlerin Türkiye Barolar Birliği tarafından yapılan sağlık yardımı kapsamına alınması yönünde çalışma yapılması,
  • Baro bünyesi içinde “Kan Bilgi Havuzu” oluşturularak meslektaşlarımızın ve yakınlarının kan ihtiyacının ivedi biçimde karşılanmasının sağlanması,
  • Ihlamur Sok. No:1 Sıhhiye’de bulunan Baro Han (ABEM) içinde ön muayene ve incelemeleri yapabilecek donanıma sahip poliklinik açılması,
  • “Ankara Barosu Spor Kulübü” kurulması ve halen Baromuzda yürütülmekte olan tüm spor faaliyetlerinin bu kulüp bünyesi içerisinde yapılandırılması, Bu kulüp bünyesi içerisinde Bayan Voleybol ve Basketbol takımları kurulması, Spora verilen desteğin genişletilerek sürdürülmesi, Baromuz üyelerine tenis, atletizm, kürek sporlarını ve yanı sıra gelecek taleplere göre diğer sporları yapma olanağının sağlanması,
  • Kurduğumuz ve işlettiğimiz bilişim ve iletişim teknolojilerinin kullanımının geliştirilmesi, yaygınlaştırılması, kurumsallaştırılması,
  • Halen üzerinde çalışılan ve piyasa değeri yaklaşık 1.000 YTL olan “İcra/Dava Takip Programları”nın tamamlanması ve bunların Baromuz üyelerine ücretsiz olarak sunulması,
    Pilot olarak bir örneği Çubuk Adliye Sarayı’nda kurulan ve başarılı sonuç veren “Duruşma Sırası Takip Sistemi”nin kademeli olarak tüm ilçe Adliyelerine kurulması,
  • Baro iktisadi faaliyetlerinin daha profesyonel ve kurumsal bir anlayışla yürütülmesi amacıyla meslektaşlarımızın da ortak olabileceği “Baro A.Ş” kurulması, elektronik imza üretimi ile dağıtımı, cübbe satışı, mesleki sorumluluk sigortası başta olmak üzere diğer sigortacılık ürünlerinin meslektaşlarımıza sunulması vb, günümüzde işlevselliğini ve verimliliğini yitiren İktisadi İşletme modelinin terk edilerek gelir getiren tüm ekonomik faaliyetlerin bu şirket bünyesi içinde yapılandırılması ve bu suretle sunulan hizmetlerin daha kaliteli düzeye getirilmesi, hem Baromuza ve hem de meslektaşlarımıza gelir sağlanması,
  • Baromuz bünyesi içerisinde oluşturulan UYAP, E-Takip, E-Beyanname vb. destek hizmetlerinin geliştirilerek ve kurumsallaştırılarak sürdürülmesi,
  • Dava dosyaları başta olmak üzere, Adliye Sarayı içinde bulunan ve gereksinme duyulan diğer belgelerin taranılarak cd, dvd vb. elektronik ortamlara aktarılması konusunda meslektaşlarımıza teknik destek verilmesi,
  • Baromuz bünyesi içerisinde “Baro Kargo Servisi” kurulması, bu servis aracılığıyla meslektaşlarımızın göndereceği kargoların bürolarından veya Adliye Sarayı içerisindeki servisimizden alınmak suretiyle ve indirimli fiyatlarla taşınmasının, taşıma hizmetinin aşamalarının takibinin barokart internet sitesi üzerinden elektronik ortamda izlenmesinin sağlanması, bu hizmetlerin yapılması amacıyla güvenilir kargo şirketlerinden birisiyle kurumsal anlaşma yapılması,
  • Baromuz tarafından özel olarak dizayn ve imal ettirilerek tüm İcra Müdürlüklerine yerleştirilen “Avukat Çalışma Masaları” üzerine modern bilgisayar sistemleri kurulması,
    Halen Adliye Sarayında Savcılık Kaleminde sıra beklenmek suretiyle sorgulanmakta olan savcılık hazırlık dosyaları sonuçlarının sıra beklemeksizin Adliye Sarayı içerisinde konuşlandırılmış olan Kiosklar üzerinden ve barokart kullanılmak suretiyle sorgulanma olanağının sağlanması,
  • Halen hizmetlerini sürdürmekte olan Baromuz Çağrı Merkezi’nin daha işlevsel konuma getirilmesi ve bu suretle tüm üyelerimizin Baroya ulaşmalarının ve Baromuz etkinlikleri hakkında bilgi sahibi olmalarının sağlanması,
    Barokartın kullanım alanlarının genişletilmesi, sağladığı kolaylık ve indirim imkanlarının yaygınlaştırılması,
  • Halen topluluk sigortası ile aidat borcu sorgulaması, CMK randevu sistemi, internet üzerinden baro levhasına kayıtlı bilgilerinin değiştirilmesi gibi kimi modülleri kullanılmakta olan “E-Baro” sisteminin geliştirilmesi ve bu suretle meslektaşlarımızın Baromuz Kaleminde yapmaları gereken tüm işlerini telefon-ve internet aracılığıyla bulundukları yerden yapabilmelerinin sağlanması,
  • Halen internet üzerinden yayın yapan Baro TV ve Baro Radyo’nun uygun bedelle frekans bulunması durumunda uydudan yayın yapabilecek konuma getirilmesi,
  • Baro TV ve Baro Radyo’nun toplumun her kesiminde hukuk üzerine kurulu bir topluluğa aidiyet bilincinin, hukuk devleti ve demokrasi kültürünün yerleştirilmesini sağlayacak biçimde programlarlar yapmasının sağlanması,
  • “Ankara Barosu Haber Ajansı/Baro Ajans” kurulması, bu ajansın Anadolu Ajansı gibi örgütlendirilmesi, bu suretle gerek Baromuzun etkinliklerinin, gerekse yurt içi ve yurt dışı haberlerin doğru ve tarafsız bir şekilde yazılı ve görsel medyaya ulaştırılmasının sağlanması,
  • Kültür ve sanat alanına ilişkin sosyal sorumluluk projelerine verilen desteğin geliştirilerek sürdürülmesi,
  • Avukatlık mesleğinin hizmet alanlarının genişletilmesi, bu bağlamda bir kısım noterlik işlerinin avukatlara verilmesi, kira, taşınmaz alım satımı ve benzeri sözleşmelere avukatların katılımının zorunlu olması, koruyucu avukatlık hizmetlerinin kurumsallaştırılması, alanının genişletilmesi yönündeki çalışmaların sürdürülmesi,
  • Oluşturulan kayyımlık, vasilik, konkordato komiserliği, tereke mümessilliği gibi kütüklerin geliştirilmesi, bu görevlere avukatların atanması konusunda elde edilen kazanımların genişletilmesi,
  • Bugüne kadar ciddiyetle takip edilen ve takip edildiği için de önemli ölçüde mesafe alınan, bu bağlamda meslektaşlarımıza hem yeni iş ve hem de ücretlerini tahsil ve güncelleştirme olanağı sağlayan, kooperatiflerin ve anonim şirketlerin avukat istihdam etme yükümlülüklerini yerine getirip getirmedikleri hususunun bundan sonrada ciddiyetle takip edilmesi,
  • Kamu avukatlığı kurumunun, idarenin vesayetinden ve memur avukat statüsünden kurtarılması, bağımsız ve özerk bir yapıya kavuşturulması amacı ile “Kamu Avukatları Yüksek Kurulu”nun kurulması yönünde yapılan çalışmaların sürdürülmesi,
  • Kamu avukatlarının Baroya kayıt olmalarının zorunlu hale getirilmesi ve Baro aidatlarının kurumlarınca ödenmesi yönündeki çalışmaların sürdürülmesi,
  • Daha önce gerçekleştirilen, avukatlara maliyeti ucuz, geri ödemesi uzun süreli ve kolay kredi sağlanması konusundaki hizmetin geliştirilerek sürdürülmesi,
  • Baro tarafından başlatılıp sürdürülen uluslararası hukuk kuruluşları ile yakın ve işlevsel işbirliğinin genişletilerek ve geliştirilerek sürdürülmesi,
  • Adalet Bakanlığı tarafından sürdürülen Ulusal Yargı Ağı Projesine avukatların entegrasyonun sağlanması amacı ile avukatların bilgisayar kullanması konusundaki eğitimlerinin sürdürülmesi,
  • Baro tarafından başlatılıp sürdürülen yabancı ülkeler ile stajyer değişim programlarının geliştirilerek sürdürülmesi,
  • “Türkiye 1.Stajyerler Kurultayı” sonuçları göz önüne alınarak staj eğitiminin yeniden yapılandırılması,
  • Baromuz bünyesinde oluşturulan “Hukuk Fakülteleriyle İletişim ve İşbirliği Kurulu”nun bugüne kadar sürdürdüğü başarılı çalışmalarına verilen desteğin artırılarak sürdürülmesi, bu kurul aracılığıyla ve Ankara’daki Hukuk Fakülteleriyle işbirliği yapılarak uygulanmakta olan “Avukatlık Stajı Öncesi Hukuk Fakültesi Öğrencilerine Ön Staj Yapma Sistemi”nin genişletilmesi, geliştirilmesi ve yaygınlaştırılması,
  • Ankara’daki Hukuk Fakülteleriyle iş birliği yapılarak başlatılan Avukatlık Mesleğinin tanıtılması amaçlı “Kariyer Günleri”nin geliştirilerek sürdürülmesi,
  • Avukatlık mesleğine yeni başlayan meslektaşlarımızın vergiyle ilgili yükümlülükleri konusundaki bilgilendirme çalışmalarının yaygınlaştırılarak sürdürülmesi,
  • Maliye Bakanlığı ile görüşme yapmak suretiyle avukat eliyle takip edilen davalarda vekalet ücretinin tahsil edildiğine ilişkin serbest meslek makbuzunun davayı görmekte olan mahkemeye sunulmasının zorunlu hale getirilmesinin sağlanması,
  • Bir başka avukatın yanında ücretli olarak çalışan avukatların sorunlarının çözümü için “Avukat Yanında Çalışan Avukatlar Kurulu” oluşturulması, bu konumdaki avukatların haklarının güvence altına alınması için Türkiye Barolar Birliği nezdinde çalışma yapılması ve bu amaçla yönerge çıkartılmasının sağlanması,
  • Baro tarafından başlatılan avukat katip ve sekreterlerinin eğitimi konusundaki programın geliştirilerek sürdürülmesi,
  • CMK kapsamında görev yapacak avukatların eğitilmesi yönünde Baro tarafından yapılan çalışmaların geliştirilerek sürdürülmesi, bu konuda daha önce eğitim alanların eğitimlerine devam edilmesi,
  • Baro faaliyetlerinin dışında kalan meslektaşlarımızın bu faaliyet süreçlerine aktif olarak katılmalarının sağlanmasını,
  • Başkaca hukuki kurum ve kuruluşlarla işbirliği yapmak sureti ile geliştirilecek bir adalet teorisi çerçevesinde oluşturulacak bir platform ile yasaların eşitlik, özgürlük ve adalet perspektifine uygun biçimde çıkarılması, değiştirilmesi ve yorumlanması yönündeki çalışmaların geliştirilmesini,
  • Başkaca hukuki kurum ve kuruluşlarla işbirliği yapmak sureti ile geliştirilecek bir program çerçevesinde, toplumun her kesiminde hukuk üzerine kurulu bir topluluğa aidiyet bilincinin, hukuk devleti ve demokrasi kültürünün yerleştirilmesi, insan odaklı hukukun üstünlüğü yaklaşımının ülkenin bugününde ve geleceğinde söz sahibi olması amacı ile başlatılan halka açık eğitim programlarının geliştirilerek sürdürülmesi,
  • Adli Yardım hizmetlerinin iyileştirilmesi, gönüllü sayısının artırılması yönünde yapılan çalışmaların geliştirilerek sürdürülmesi,
  • Kurulan Bilgi ve Belge Merkezi’nin geliştirilmesi, kitap kaynaklarının zenginleştirilmesi,
    “Dans Kulübü” kurulması ve bu kulüp aracılığıyla talep eden meslektaşlarımıza modern ve klasik danslar konusunda eğitim verilmesi,
  • Ankara Barosu “Halk Oyunları Ekibi” kurulması,
  • Yasal gerekleri yerine getirilmek suretiyle vizyondaki filmlerin Ihlamur Sok. No:1 Sıhhiye adresindeki Baro Han Konferans Salonunda ücretsiz olarak gösterime sunulması,
  • Meslektaşlarımızın yaz tatillerini geçirebilmeleri için özellikle Akdeniz ve Ege sahillerinde faaliyet gösteren beş yıldızlı otellerle indirimli fiyatlar üzerinden ve rezervasyonlu olarak anlaşma yapılması,
  • Gölbaşı’ndaki tesisimizde avukatların ve yakınlarının nişan, nikah, kır düğünü, sünnet gibi merasimlerinin uygun fiyatla yapılması,

25 Mayıs 2008 Pazar

Recep Tayyip Erdoğan Bağımsız Milletvekili Olamaz!

Gündemimizi AKP nin kapatılması halinde neler olabileceği, AKP'nin bu koşullarda en az zararla iktidarda kalabilmek için ne gibi bir strateji ileleyeceği meşgul etmekte. Toplumun her kesimi etkileneceği bu durum karşısında geleceği net bir şekilde tahmin etmenin peşinde.

Ben burada AKP 'nin kapatılacağı varsayımıyla, Anayasa Mahkemesinin bu doğrultuda vereceği karardan sonra yine Anayasa hükümlerine dayanarak geleceğe ışık tutmaya çalışacağım. Siyasilerin ve yandaş yorumcuların muğlak yorumlarının aksine siz de vardığım sonuca ikna olacaksınız.
Recep Tayyip Erdoğan 'ın can simidi olarak sarıldığı ve ekibinin devamlı gündemde tuttuğu ve bağımsız milletvekili olabileceğini düşünmesini sağlayan Anayasa Maddesi şudur:

ANAYASA MADDE 69
Fıkra 9 -
Temelli kapatılan bir parti bir başka ad altında kurulamaz.
Fıkra 10 - Bir siyasi partinin temelli kapatılmasına beyan veya faaliyetleriyle sebep olan kurucuları dahil üyeleri, Anayasa Mahkemesinin temelli kapatmaya ilişkin kesin kararının Resmi Gazetede gerekçeli olarak yayımlanmasından başlayarak beş yıl süreyle bir başka partinin kurucusu, üyesi, yöneticisi ve deneticisi olamazlar.

Bu maddede (bağımsız) milletvekili olamaz ifadesi açıkça geçmediğinden, RTE 'nin bağımsız milletvekili olabileceği düşünülmekte. Bu maddenin RTE 'nin sadece parti kurucusu, üyesi, denetçisi olmasına engel olacağı düşünülmekte. Eğer Anayasamızda bu konuya ilişkin yorum yapmaya elverişli başka bir hüküm olmasaydı, kimsenin bu türlü bir yoruma itirazı olmazdı.
Burada gözden kaçan ya da görülmek istenmeyen durum şudur. Partinin kapatılmasına karar verildikten sonra neden seçim yapılıyor? Kapatılan partinin üyeleri neden bağımsız milletvekili olarak meclis çatısında kalmaya devam edemiyorlar? Eğer kapatılan partinin yasaklı üyeleri bağımsız milletvekili olabileceklerse seçime gerek kalmadan neden bu mümkün olamıyor?

İşte size bu sorunun cevabını veren Anayasa maddesi:
ANAYASA MADDE 84
Fıkra 5 - Partisinin temelli kapatılmasına beyan ve eylemleriyle sebep olduğu Anayasa Mahkemesinin temelli kapatmaya ilişkin kesin kararında belirtilen milletvekilinin milletvekilliği, bu kararın Resmi Gazetede gerekçeli olarak yayımlandığı tarihte sona erer.

Partisinin kapatılmasına eylemleri ile sebep olan milletvekilinin vekilliği düştüğüne göre, bağımsız olarak seçilmesi de mümkün olamayacaktır ve yöneticilerin tabi olduğu 5 yıllık yasağa tabi olacaktır. Yükselen itirazları duyar gibiyim. "Ama tekrar seçilemez ya da bağımsız olamaz demiyor ki ..." İşte buna kanun yorumu deniyor. Anayasa gibi özetle yazılması gereken bir kanunda her ihtimal düzenlenemeyeceği için, onu ceza kanununun ilkeleri ile "kanunsuz suç ve ceza olmaz" ilkesiyle yorumlayamayız. Onu yorumlayacak yer Anayasa Mahkemesidir.

Sizce Yüksek Seçim Kurulu başkanı, Başbakanlıkta Başbakanla neyi görüştü? Başbakan ve ekibi strateji belirleyebilmek için YSK başkanından "tiyo" almak niyetindeydi. Acaba partileri kapatıldıktan sonra bağımsız aday olsalar YSK ne karar verecekti...? Bunu öğrenmek niyetindelerdi. Benim beklediğim "hakim" lik mesleği yapan YSK başkanının bu tür bir soruyla karşılaştığında "ihsas-ı rey" den kaçınarak cevap vermemesiydi. Bu, bir hakimin, önündeki olayla veya karar vermesinin gerekeceği bir olayla ilgili olarak tarafsızlığını yitirmesine sebep olacak şekilde kararını önceden belli etmesi durumudur ve hakimlerin reddi sebebi, vakarlarını kaybetmelerinin karinesidir.

Peki YSK başkanı ne yaptı? Başbakanlıkta yaptığı "görüşme" den sonra kameraların karşısına geçip Başbakan ve yasaklı olabilecek diğer milletvekillerinin bağımsız milletvekili olabileceğinden bahsetti. Hem de Anayasa Mahkemesi karar vermeden ve bu konuda karar vermesi ihtimali olmasına rağmen. Bu durum en hafif ifadesiyle "etik değildir". YSK başkanının bu olay karşısına geldiğinde artık tarafsızlığından bahsedilemeyeceğinden; "çekilmesi" gerekir.

24 Mayıs 2008 Cumartesi

Hangi Suçlarda Telefon Dinlemesi Yapılabiliyor?

a)Türk Ceza Kanununda yer alan;

1. Göçmen kaçakçılığı ve insan ticareti (madde 79, 80),
2. Kasten öldürme (madde 81, 82, 83),
3. İşkence (madde 94, 95),
4. Cinsel saldırı (birinci fıkra hariç, madde 102),
5. Çocukların cinsel istismarı (madde 103),
6. Uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti (madde 188),
7. Parada sahtecilik (madde 197),
8. Suç işlemek amacıyla örgüt kurma (iki, yedi ve sekizinci fıkralar hariç, madde 220),
9. Fuhuş (madde 227, fıkra 3),
10. İhaleye fesat karıştırma (madde 235),
11. Rüşvet (madde 252),
12. Suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama (madde 282),
13. Silahlı örgüt (madde 314) veya bu örgütlere silah sağlama (madde 315),
14. Devlet Sırlarına Karşı Suçlar ve Casusluk (madde 328, 329, 330, 331, 333, 334, 335, 336, 337) suçları.

b) Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Kanunda tanımlanan silah kaçakçılığı (madde 12) suçları.

c) Bankalar Kanununun 22 nci maddesinin (3) ve (4) numaralı fıkralarında tanımlanan zimmet suçu,

d) Kaçakçılıkla Mücadele Kanununda tanımlanan ve hapis cezasını gerektiren suçlar.

e) Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanununun 68 ve 74 üncü maddelerinde tanımlanan suçlar.

Burada yazılı suçlar dışındaki bir fiil nedeniyle hiç kimse, bir başkasının telekomünikasyon yoluyla iletişimini dinleyemez ve kayda alamaz.